BÜYÜK ÖZBEKÇE-TÜRKÇE SÖZLÜK HAKKINDA
Abstract
Türk dilleri ailesi içinde Doğu Türkçesi ve Batı Türkçesini temsil eden iki önemli kol olan Özbek Türkçesi ile Türkiye Türkçesi, tarihî, kültürel ve edebî bakımdan özel bir öneme sahiptir. Bu iki dil, yüzyıllar boyunca yalnızca imparatorluk dili olarak değil, aynı zamanda köklü bir yazı dili geleneği olarak da varlık göstermiştir. Ali Şîr Nevaî’nin derin anlam katmanlarına sahip eserleri ile Yunus Emre’nin insan sevgisi ve maneviyatla yoğrulmuş şiirleri, bu iki lehçenin ifade gücünü ve sanatsal zenginliğini açıkça ortaya koymaktadır. Nevaî ve Yunus Emre gibi söz ustaları, Türk dilinin estetik ve düşünsel ufkunu genişleterek, dili millet kimliğinin en önemli aynalarından birine dönüştürmüşlerdir. Tarih boyunca bu iki lehçe arasında oluşturulan Çağatayca–Osmanlıca sözlükler, ortak kelime hazinesini ve kültürel etkileşimi güçlendirmiştir. Bu durum, Türk dünyasının ortak köklerden beslenen derin bağlarını gözler önüne sermektedir. Dolayısıyla, Özbek Türkçesi ile Türkiye Türkçesi arasındaki ilişki yalnızca dilbilimsel değil, aynı zamanda manevî ve medeniyet boyutuyla da büyük bir anlam taşımaktadır.